Anasayfam Yap | | | RSS | | | Sitene Ekle | | | Mobil |
11 Kasım 2015 |
![]() Bu kadar seçim yaşandı, her seçim sonrası özellikle muhalefette kalan partiler, seçim sonrası şöyle aklı başında gerçekçi, objektif değerlendirmeler yapıp bu sadece liderlik meselesi olmadığını, önce ülkeyi, birlikte dünyayı algılama ve kitlelerle bağ kurup güven verme olduğunu konuşmuyorlar mı acaba? Konuşmuyorlarsa bu böyle gidecek demektir, söylenecek bir şey yok! Bu konuda elimizde ülkede ve dünyada politik iktidar olma ile ilgili yüzlerce örnek var. Hadi 90 yılı bırakalım son 13 yılı masaya yatıralım. Halkın karşısına nasıl çıktılar ve iktidar oldular? Hadi onu da bırakalım son iki yılı masaya yatıralım. Tüm süreci politikaları söylenenleri, yapılanları, yapılmayanları, yeni partileri, oluşumları ayrıntılı inceleyim bakalım, basit hamasi söylemle sağ, sol ideolojisi var mı? Atık sol sağ yok, ülkede de sol sağ parti de yok, olmasına da gerek de ihtiyaçta yok. Genel hatları ile bir yanda rantçılar, çıkarcılar, ideolojik görünümden fayda sağlayanlar, değerleri öne çıkarıp çıkar sağlayanlar, bir tarafta da çok yoğun bir çoğunlukta yılların getirdiği alışkanlık, kültür, gelenek görenek, alışkanlıklarla donanmış, geçim ve gelecek derdinde, teröre karşı apolitik insanlar, birde insanca yaşamak isteyen, eşitlikten, adaletten, hukuktan, özgürlükten yana, inançlı, dinin siyasete alet edilmesine karşı, barış yanlısı insanlar var. Bunların içinde saf temiz duygularla, milli ve dini duyguları olan inanmış her kesimden insanlar çoğunlukta, yine bunların çoğunluğu da barıştan eşitlikten yana, ayırımcılığa, ötelemeye, bölünmeye karşı istikrar ve düzen istiyor. Şimdi sağcılık solculuk bu tahlillerin neresinde? Yıllardır muktedirler ve iktidarı ele geçirenler halkın bu isteklerini, taleplerini doğru tespit edip güvende vererek iktidar oluyorlar ama maalesef vaatlerini yerine getirmeyip yıllardır halkı oyalıyorlar, halkın değerlerini sonuna kadar kullanıyorlar, sorunlarda birike birike kangren olarak karşımıza çıkıyor. Yılların ağırlaşan sorunlarını, dünyada gelişen müthiş gelişmeleri, değişimleri hele de sığ görüşlerle, yılların ırkçı anlayışları, söylemleri ile popülizmle tek başına hiçbir lider çözemez. Çözemediği de açıkça görülüyor. Öncelikle çok kısa zamanda değerleri, inançları, yaşananları inkar etmeden kim ne der, kim bizden ayrılır komplekslerinden arınmış, tüm kesimlere güven veren, tüm kesimlerin sorunların çözümünü içeren tamamen gerçekçi yeni bir dünya anlayışını parti politikası olarak tespit edip bu politikayı tartışmaya açıp öncelikle parti tabanında içselleştirilmesi ve ittifaklar tespit etmesi en doğru olanı değil midir? Peki tüm bunları tek başına bir parti başkanı yapabilir mi? Veya parti başkanını değiştirdiğinizde aynı söylemlerle veya aynı zihniyetle hatta daha geri ırkçı, devletçi, statükocu anlayışlarla biraz da daha ağdalı laflar etmekle iktidar olunur mu? Hiç zannetmiyorum. Hiçbir şey bilemiyorsanız oy alamadığınız illere gidip açık samimi, güven veren duygularla halkın size neden oy vermediğini sorun halk size söyleyecektir. |
Facebook hesabınızla yorum yapın: |
Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın: |