Selçuk’tan New York Metropolitan Müzesi’ne uzanan bir sergi, bugünlerde New York’ta mutlaka görülmesi gereken 7 sanat olayı listesine girdi. İstanbul doğumlu ressam Peter Hristoff’un School of Visual Art öğrencileriyle ürettiği proje kapsamında dokunan halılar ve yönetmenliğini Gül Erbil’in yaptığı “Halı” filmi bu yolculuğun belgeseli niteliğinde... Filmin yönetmeni Gül Erbil ile ‘Halı’nın hikayesini konuştuk...

Türkiye’de halı tezgahlarının yavaş yavaş kapandığı ve halı sanatının kesinlikle büyük bir gerileme içine girdiği bu dönemde, el halılarının önemini vurgulayan bu proje New York’ta büyük bir ilgiyle izleniyor. Yünlerin boyanmasından halı haline gelmesine kadarki süreci anlatan ve dokumacılarla yapılan röportajları içeren filmin yönetmeni Gül Erbil ve proje sahibi Peter Hristoff böylece New York Metropolitan Müzesi’nde yer almanın haklı gururunu yaşıyor.

- Öncelikle halının hikayesinin filmini çekmek nereden aklınıza geldi?
Aslında her şey, New York Metropolitan Müze’sinin ,arkadaşım Peter Hristoff’un eserlerini koleksiyonuna katmasıyla başladı. Ardından da kendisine bir yıl boyunca müzede konuk sanatçı olarak çalışmalar yapması teklif edildi. Müzedeki bu süre içinde Peter’in yaptığı projelerden biri de, sanat eğitimi alan talebelere halı deseni çizdirip, bunları Türkiye deki bir halı atölyesinde dokutmak ve Metropolitan Müzesi’nde sergilemekti. İşte bu aşamada New York -Selçuk (İzmir) arasındaki bu ilginç işbirliğini bir film haline getirme fikri doğmuş. Peter, beni aradı ve böyle bir filmi yapmak isteyip istemediğimi sordu. Hiç düşünmeden evet dedim. Şubat ayında birlikte Selçuk’a gittik ve çekimleri gerçekleştirdik.

- Bunun için nasıl bir ön çalışma gerçekleştirdiniz?
Yolculuğun planlanması hariç çekim için pek bir ön çalışma yapmadım. Çünkü hikayenin genel hatlarını bilmek bana yetti. Daha önce hiç bilmediğiniz bir çalışmayı, bir mekanı çekmek çok daha heyecan verici. Alıştığınızda, görmezden geleceğiniz detayları kaçırmamak için o ilk görüş çok önemli.

- Filmin çekim aşamalarında neler yaşadınız?
Ne kadar az bilirsem o kadar iyi. Algım daha açık oluyor.

- New York’ta tasarlanan desenler Türkiye’de nerede hayata geçirildi?
Talebelerin çizdiği desenler, minder boyu tabir edilen küçük halılar halinde İzmir in Selçuk ilçesindeki Osman Can’a ait halı atölyesinde dokundu.

- Filmi çekerken pek çok hikayeye de ortak oldunuz. İçlerinden sizi en çok etkileyen hangisi oldu?
Osman Can tam bir halı aşığı. Atölyesinde gerçekten inanılmaz halılar dokunuyor. Özellikle 16-17-18. yüzyılların oryantalist ressamlarının eserlerindeki halıların replikalarının dokunması beni çok etkiledi. Üstelik yünlerin eğirilmesi ve gerçek kök boyalarla renklendirilmesi de aynı atölyede yapılıyor. Galiba bir tek koyunları kırkmıyorlar! Çekimde gerçekten çok şanslıydık. Çok güneşli bir gündü şubat ayı olmasına rağmen... Atölyenin içindeki doğal ışık mükemmeldi. Dokumacı genç kızların sorularımıza verdikleri cevaplardaki bilinç düzeyi beni gerçekten şaşırttı. Yaptıkları işten gurur duyduklarını  anlayabiliyorsunuz. New York’da, onlarla hemen hemen aynı yaşlardaki, hiç tanımadıkları ve belki hiç tanımayacakları talebelerin çizdiği desenleri büyük bir zevkle dokumaları, desenlerin ne anlama geldiğini kavramak için Peter’a yönelttikleri sorular ve yaptıkları işin öneminin farkında olmaları hepimizi çok etkiledi. Bu halıların, normalde dokudukları halılardan, çok daha farklı olduğunun bilincindeydiler. Bütün bunları filme yansıtmaya çalıştım. Bu film bir halının nasıl dokunduğunu anlatmaktan öte, birbirlerini hiç tanımayan ve her anlamda birbirlerinden çok uzakta olan, sanatın birleştirdiği gençlerin hikayesi de oldu aynı zamanda.

- Bu geleneksel hikaye New York’ta hangi müzede sergileniyor?
Sergi 17 Haziran’da film gösterimiyle açıldı. Halen Metropalitan Müze’sinin bünyesindeki en çok ziyaret edilen sergi. Aynı zamanda geçen hafta New York‘ta  "mutlaka görülmesi gereken 7 sanat olayı" listesine de girdi.

- Sergi ne kadar sürüyor?
Sergi sonbahar boyunca devam edecek. New York’a yolu düşenler Metropolitan Müzesi içindeki Carson Family Hall’da sergiyi görebilir ve filmi seyredebilirler. Bambaşka bir kültürün, Türk halı sanatıyla nasıl uyuştuğunu izleyebilirler.

- Türkiye’de halı dokuma geleneği gerçekten de yok olmaya yüz mü tutmuş durumda?              Türkiye de pek çok el sanatı gibi, el dokuması halılar da yavaş yavaş yok olmaya başladı ne yazık ki. Tezgahlar birer birer kapanıyor. Eskiden genç kızlar çeyizleri için mutlaka bir halı dokurlardı kendilerine. Artık makine halıları tercih ediliyor. Bu üzerinde durulması gereken bir konu aslında zira halıcılık, Anadolu’da icra edilen en eski sanatlardan biri. Birkaç yıla kadar geleneksel halılarımızda "made in China" yazısı göreceğiz. Çünkü Çin bu işe de el atmış durumda !Geleneksel el sanatlarının yok olması korkarım bütün dünyada önemli bir problem. Bence hepimiz kafalarımızı cep telefonlarından bilgisayarlarımızdan kaldırıp olanların farkına varmalı ve korumak için çaba göstermeliyiz.

- Bu çalışma sonrasında gelecekte başka yeni projeler var mı?
Evet, Peter Hristoff’la yeni bir proje üzerinde çalışmaya başladık. Önümüzdeki baharda çekmeye başlayacağız. Bu seferki daha kapsamlı bir proje, başrol gene halıların tabii ki…